444 6 462
facebook twitter youtube
Tıbbi Birimlerimiz
Koroner Anjiyografi ve Stent

Anjiyografi, herhangi bir damar sisteminin görüntülenmesi, damardaki kan akımının nasıl olduğu ve damarda darlık, tıkanıklık gibi sorunların olup olmadığının araştırılması demektir. Vücudun tüm damarları için anjiyografik işlemler yapılabilir. Göz damarları, beyin damarları, kalp ve bacak damarları genellikle en sık araştırılan damar sistemleridir. Bunlardan kalp damarlarını incelemek için yapılana koroner anjiyografi denir.

Koroner Anjiyografi nasıl yapılır?

Hasta, anjiyografi odasındaki cihazın yatma kısmında uzanmış, işlem yapılacak olan vücut kısmı dezenfektan solüsyonlarla temizlenmiş ve üzeri de steril örtülerle kapatılmış şekilde hazırlanmıştır. İşlem sırasında sadece işlemin yapılacağı küçük bölge ve hastanın başı açıkta olup, vücudun diğer kısımları tamamen ve steril örtülerle kapatılmış durumdadır. Hastanın genel anestezi veya narkozla uyutulması söz konusu değildir. İşlem yapılacak olan cilt bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. onra kasık veya kol atardamarına 2-3 mm kalınlıkta bir tüp yerleştirilir. Bu tübün içinden ilerletilen daha ince bir tüp, atardamarların birbiri ile bağlantılı olması dolayısı ile, geriye doğru kalp damarlarının ağız kısmına kadar yol alır. Hangi noktada bulunulduğu, sürekli olarak monitörden izlenir ve rahatlıkla görülebilir. Hekim monitöre bakarak atardamar içinde yukarıya yani kalbe doğru ilerlettiği ince tübün ucunun, kalbin hemen çıkışındaki koroner damarların ağzında uygun noktaya gelip yerleştiğini görünce, bu ince tübün dışarıdaki ucuna bağlı olan enjektörden özel bir ilaç verir. İlaç içeride kalp damarlarından geçtiği esnada bu damarların filmi çekilir. Farklı damarlar için değişik açılardan bu film çekimleri tekrarlanır. Böylece kalp damarlarının durumu açığa çıkmış olur. İşlem yaklaşık olarak 10-15 dk sürer. İşlemin ardından atardamar içindeki tüp çekilir ve oradan kanama olmaması için bir müddet baskı uygulanır. Kanamanın durduğuna emin olunca sıkı bir pansuman yapılır ve kasıktan girişim yapılmışsa 6 saatlik yatak istirahatinin, eğer koldan girişim yapılmışsa 1-2 saatlik gözlemin ardından hasta evine taburcu edilir. Özellikle kasıktan yapılan uygulamalardan sonra, girişim bölgesine damar içinden veya dışından uygulanan özel bazı malzemeler sayesinde hastayı yukarda belirttiğimizden çok daha erken ayağa kaldırmak ve eve göndermek de mümkün olabilmektedir.

 

anjiyoema.jpg

Baskı iyi uygulanamamışsa, özellikle kan sulandırıcı ilaçlar da kullanan fazla kilolu hastalarda anjiyo yeri çevresinde ciltaltına kan sızmasından dolayı bazen dize kadar bile inen morartı, kararma, ağrı ve şişlik görülebilir. Ciltaltında aşırı kan birikmesi (hematom) veya kasık damarında zedelenme durumlarında kasık bölgesindeki bu sorunu gidermeye yönelik lokal ameliyatlar gerekebilmektedir.

Koldan anjiyo neden ve nasıl yapılır?

Kasık atardamarı üzerinden yapılan anjiyo sonrasında damardaki kılıf çekilince oraya 10-15 dakika elle, ardından da birkaç saat kum torbasıyla baskı uygulanarak yaklaşık 6 saatlik bir yatak istirahati gerekmektedir. Ancak kanama olmaması için kasığa uygulanan baskı, özellikle aşırı kilolu hastalarda damarı sıkıştırmakta bazen yeterli olmayabilir ve işlem yerinde uzun sürecek kanama, morartı, sertlik ve ağrı gibi sorunlar oluşabilir.

Hem hastanın daha erken (1 saat sonra) ayağa kaldırılıp taburcu edilebilmesi ve hem de aşırı kilolu hastalarda yukarda bahsettiğimiz işlem sonrası olumsuzlukları yaşamamak bakımından, ön kol atardamarından anjiyo ve stent yapılması da yaygınlık kazanmaktadır. Ancak bunun için tek şart, hastanın ön kolunda her iki atardamarın da aktif çalıştığının gösterilmesidir, zira bunun olmadığı hastalarda koldan anjiyo yapmak sakıncalıdır. Kasık atardamarında olduğu gibi, el bileği veya daha yukarı seviyeden bir atardamar noktası ciltten uyuşturulmakta ve sonra atardamara sokulan tübün yukarı yani kalbe doğru ilerletilmesiyle işlem yapılmaktadır.

Gayet düşük bir risk söz konusudur. Ancak her tıbbi işlemde olduğu gibi burada da bu küçük riski belirtmek gerekir. Genellikle binde 1 gibi bir risk oranı bildirilmekle beraber, varsa eşlik eden başka hastalıklar ve klinik sorunlar elbette bu riski biraz daha artırırlar. Bu küçük risk oranı içinde ilk akla gelenler işlem yapılan yerde kanama, kan birikmesi (hematom), kullanılan ilaca bağlı alerji, zaten önceden var olan bir böbrek yetersizliği varsa bunun ağırlaşmasıdır

 

STENT NEDİR VE TÜRLERİ NELERDİR? STENT NASIL TAKILIR? 

Stent, balon işlemi ile açılan damarın tekrar daralma ihtimalini azaltsın diye damar duvarına takılan ve çok ince metalik tellerden örülmüş silindirik bir kafes olarak tarif edilebilir.

 

st6.jpeg

 

Farklı ihtiyaçlara göre çok değişik boyutlarda üretilmiş olmakla beraber, genellikle 2-4 mm çap ve 10-30 mm civarı uzunluklarda olurlar. Stentler, açılıp kullanılmadan önce, 1-2 mm genişlikteki sönük bir balonun üzerine büzülmüş vaziyette yer alırlar. Bu balon da, çok ince ve uzun bir tübe bağlıdır.

Tıpkı anjiyografi işlemindeki gibi, kasık atardam arı içinden bu ince tüp ilerletilir. Monitörden takip edilerek ucundaki sönük balonun ve üzerindeki sönük stentin sorunlu damardaki darlığın içine yerleşmesi sağlanır. Doktor, balon ve stentin tam uygun pozisyonda olduğuna karar verince, tübün diğer ucunun bağlı olduğu elindeki enjektörden yüksek basınçlı hava vererek balonu şişirir. Bu basıncın etkisi ile damardaki darlığın içinde bulunan sert balon şişer. Bu balonun sertliği ve basıncının etkisi ile darlık bölgesi ezilerek genişler ve normal damar boşluğu çapına kavuşur. Balonun şişmesi sırasında balonun üzerinde büzülü vaziyette bulunan tel örgü kafes yani stent de açılır ve damar duvarına adeta saplanarak gömülür. Birkaç saniye sonra balon söndürülür ve içerideki tüm ekipman çıkarılır. Böylece hem balonla darlık bölgesi açılmış, hem de şişirilirken balonun üzerindeki stent yani tel kafes, damar duvarını destekleyecek şekilde açılarak oraya yerleştirilmiş olur.

Stent2001-28-10.jpg

Stentlerin takılış amacının, balonla açılan damarın tekrar daralması ihtimalini azaltmak olduğunu belirtmiştik. Farklı metal alaşımlardan yapılan değişik markada stentler olmakla beraber, ilaç kaplı olmayan stentlerin sonuç bakımından aralarında büyük bir fark yoktur. Tekrar daralma ihtimalini azaltmak bakımından, stentler arasındaki en büyük fark, ilaç kaplı olmak veya olmamak şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Normal (ilaçsız ) stentler bu yeniden daralma işlemine karşı kısmen faydalı olurlar. Ama yine de hastaların yaklaşık %20-30'unda, ilk 6 ayda tekrar aynı yerde daralma durumu ile karşılaşırız. Bu ihtimali daha da azaltmak üzere ilaç kaplı stentler geliştirilmiştir. Bu stentlerin üzerinde bulunan özel ilaçlar (ki bunlar kanser tedavisinde de kullanılan ve hücre çoğalmasını engelleyici ilaçlardır) bir müddet oradan salınır ve damar duvarında hücrelerin çoğalıp orayı tekrar daraltmasını engellerler. Bu salınım elbette ki sürekli değildir. Ancak ilacın, yeniden daralma sürecinin en sık oluştuğu ilk dönemlerde salınması yeterli olmaktadır. İlaç kaplı stentlerle, yeniden daralma ihtimali belirgin olarak azalmış olup % 3-5 civarında bildirilmiştir.

Özetlemek gerekirse, damarın açılmasını takiben ilk aylarda tedrici bir tekrar daralma olasılığı vardır ve bu duruma normal stentlilerin %20-30'unda, ilaç kaplı stent takılanların ise %3-5'inde rastlanır.